Kültürel Sanattan Kültürel “Rant”a | Serkan Dinç
Müşteri İlişkilerini Geliştirmek
22 Nisan 2015
Askere Giderken İşten Ayrılan İşçi Hakları
17 Mayıs 2015
Tümünü Göster

Şairin yapabileceği en büyük organizasyon şiirdir. Ötesine geçtiği anda kendisini bilmediği pazarlama kelimelerinin arasında bulur.

Bu sabah gündemi takip etmek ve köşe yazarlarını okumak için hakkı savunan ve batılı zail kılan Milli Gazete’nin internet sitesine girdiğimde önemli sayabileceğim haberlerin hepsini tek tek yeni sekmede açtım ve okumaya en baştan başladım. Başlığı dikkatimi çeken haberleri önemli olarak algılıyor ve yeni sekmede açıyorum. Bunun üstüne yeni sekmede açılan haberin spotunu okuyup okumaya değer mi değmez mi karar verip okumaya devam ediyorum yada kapatıp bir sonraki sekmeye geçiyorum. İşte bu habere geldiğimde başlığı gibi spotta oldukça dikkatimi çekti. Sizinde yukarıda okuduğunuz gibi “Şairin yapabileceği en büyük organizasyon şiirdir. Ötesine geçtiği anda kendisini bilmediği pazarlama kelimelerinin arasında bulur.”

Şimdi sizi o yazı ile baş başa bırakıyorum:

Şairin yapabileceği en büyük organizasyon şiirdir. Ötesine geçtiği anda kendisini bilmediği pazarlama kelimelerinin arasında bulur. Yeni şeyler, yeni anlayışları da getirir. Önce bir çağ tahayyülü yapmak gerekir. Derin bir istişareden geçer bazı şeyler. Toplum “bir” anılır. Ayrı düşünür ama aynı refleksleri verir. İslami camianın şımarık çocukları kendilerini apayrı tutmak için önce muhafazakâr şemsiyesinin altına girdi daha sonra Mücahit zırhını kendisine ağır buldu ve… Aktivist oldu. O da yetmedi, kendisini vakıflardan kafelere attı, o da yetmedi 3-5 ahenkli sözcükle kendisini kartel medyanın kucağında buldu. Velhasıl mücahitlikten müsamere çocukluğuna emin adımlarla yürüdü. Şiir festivallerinde Romeo’yu,  Ramazan ayında Hacivat’la Karagöz’ü, internette attığı iki tweetle sosyal medya uzmanlığını, çapkın bir alıntıratörlükle de ‘köşe’ yazarlığını kaptı. Koltuklarının altı kabardı. Artık gül sahibi değil, güç sahibiydi. Şimdi ne sallarsa kimseye değmeyecek ona değen ya vatan haini olacaktı ya da salamura turşu.  Küçükken mahalle maçlarında ileri oyna diye bağıran abilerimiz şimdi yazdıklarıyla, söyledikleriyle ortaya oynuyor. Ben hala Milliyim deyip ‘ceplerini’ belediyelere diktiren şairimsi vezne memurlarına elbet iki çift lafımız var ama korkuyoruz çünkü onların kesin bizden daha çok bildikleri bir şeyler vardır.

Belediye şairi olmak, ‘çöp vergisi’ üzerinden şiir konuşmak kolay değil

Bazen ufak eleştiriler yaparak şairim farkındalığı ortaya koymak kolay değil… Her şiir festivalinden önce 3-5 gün ortadan kaybolup sonra sürpriz yumurtadan çıkar gibi ortaya cengâver gibi atılmak kolay değil… Milliyim ben kardeşim deyip, iktidarı canhıraş bir şekilde desteklemek kolay değil… Köşelerden iktidar sofrasına oturup, gençlere çay simit ısmarlamak kolay değil.. Sinema eleştirisi yapıyorum ayağına film galalarında, beleşe film izlemek kolay değil… Ben eskiden MGV sohbetlerine gitmiştim, Refah’a, Saadet’e oy vermiştim diyerek baldırı çıplak anlayışa sahip gazetelerde yazmak kolay değil… Önceden çay simitle geçinen, şimdilerde ‘tıklanşör’ siteler kuran piyangocu entelektüellerden olmak kolay değil… Muhafaza‘kâr’ gazetelerin yeni ‘şeysi’ olan magazin eklerinde bütün ‘İslami” hafızalarını kaybetmeleri kolay değil…

Neyse..

Biz halk olarak gizemi severiz, gizemli her şey çeker insanı. İnsan birde bilmediğinin esiridir karşıdaki bir şeyler söyler sende konuya hâkim değilsen kabul edersin birazda ‘kültür’ icabıdır bu.  Hiç muhafazakâr şairlerin şiirlerini okudunuz mu? Dikkat okudunuz mu diye soruyorum. İyi şiir her zaman kendini gösterir, herkes tarafından okunur, yükselir ama kötüye bir şey olmaz. İslami camiadan acı ama gerçek şair kıtlığı çekmekteyiz, genelde şiirciler var. Şiir satan, simitçi gibi.. Bu arada şiirci abilerimiz bilsin 10. Köydeyim.

Neyse..

Kelime kurgu operatörlerinin eline düşen, belediye şairlerinin işgalinde bir edebiyatımız var. Yedi Güzel Adam’dan ‘Yedi Belediye Şairi’ne dönüşen bir edebiyat camiası kaldı elimizde. İstisnaların hakkı her zaman bende saklı…Telaş yok!

Ne yapalım diyenlere…

Normalleşmeyen edebiyat, edebiyat değildir. Kutsallaşan kelimelerden kaçının, kutsallaşan sanattan.  Edebiyat belediye için mi, yoksa edebiyat toplum için mi?İçin için düşün; sonuçta “bir Alex değilsin!”  Velhasılı…Kitabını çıkaran ‘Üsküdar’ı geçti…

Yazar: ESER GEDİK
Kaynak: Milli Gazete

Serkan Dinç
Serkan Dinç
Sosyal Medya, Kurumsal - Kişisel Web Sitesi ve E-Ticaret sitelerinde çözümler üretiyorum. Şuanda Pio Ajans, Sosyalimci gibi dijital hizmetler veren kurumlara destek veriyor ve freelance çalışmalarıma devam ediyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir