
Gittim: Erzen Antik Kenti Balıklı Gölü
9 Temmuz 2026Dertli ve üzgün bir şekilde Balıklı Gölden çıktık, ikinci durağımız Malabadi Köprüsü. Meşhur türküyü bilir misiniz? Zalım bir şeyhin izin vermediği bir aşk hikayesi… Ahh ahh bu türküyü daha Siirte tayinim çıkmadan önce dinlemeye başlamıştık sonra Siirt’e tayinim çıktığını öğrenince türkü bizim için bir anlam kazanmıştı. Siirt’in dağlarında uçan kuşu vuran bir gencin aşkını dinliyorduk ama sonra öğrendik ki köprü Siirt’te değil Diyarbakırdaymış ama Batman üzerinden gidiyoruz. Neyse…
Balıklı Gölden Malabadi köprüsü hemen hemen 40 dakika falan sürüyor. Yolları güzel. Kozluk’tan Batman’a gelirken Batman istikametine değil de tersine dönüyorsunuz zaten tabelalarda var. 5-10 dakika gittikten sonra Meşhur Malabadi köprüsü karşınızda… Sakın erkenden park yeri bulamam diye hemen ilk bulduğunuz yere arabayı park etmeyin (Ben öyle yaptırdım.) köprü yanında otopark mevcut.
UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Malabadi Köprüsü Türk İslam tarihinin, Orta Çağ mühendisliğinin ve mimarisinin dünyadaki en görkemli zirvelerinden biri. Neden görkemli? Altı üstü bir köprü, altından su akıyor üstünden bir şeyler geçiyor diye düşünebilirsiniz. Böyle düşünenler olacağı için buranın tarihini ve önemini biraz anlatmak gerekir. Öncelikle burada daha önce bir köprü bulunuyor, Abbasilerden kalma bir köprü… Anlaşılan çokta sağlam değil, çünkü yıkılmış. Fakat köprü suyun şiddetine ve zamana yenik düşüyor. Bunun yerine 1147 yılında Artuklu Beyliği döneminde, Timurtaş Bin İlgazi Bin Artuk tarafından Malabadi Köprüsü inşaa ettiriliyor.
Köprünün iki ayağı 40,86 metre açıklığındaki devasa sivri ana kemeriyle, dünyadaki taş kemerli köprüler içinde en geniş açıklığa sahip olanıymış. Bu kemer o kadar geniş ki ünlü seyyah Evliya Çelebi, (Hangi evliya çelebi bunu bilmiyoruz. Çok var bu evliye çelebilerden. Elini sallasan evliya çelebi.) “Malabadi Köprüsü’nün altına Ayasofya’nın kubbesi girer” diyerek hayranlığını dile getirmiş.
Üstelik Köprü üzerinde Artuklu döneminin kozmolojik ve kültürel dünyasını yansıtan insan, güneş ve aslan figürlü kabartmalar yer alır. Bu yönüyle sadece teknik bir altyapı projesi değil, aynı zamanda sanat eseri niteliğinde. Bu durum beni bu köprüyü sahiplenmemi attıran bir detay çünkü aynı sembolleri günümüzde sanki bizim tarihimizmiş gibi dayatılan Arap mirasında görmediğimiz ve gerçek kökenimiz olan Anadolu-Asya medeniyetlerin de gördüğümüz için bu köprüyü daha çok sahiplenesim geldi.
Malabadi köprüsü etrafında bir tesisleşme, çöpleşme vs. gözlerden kaçmayan bir detay. Üstelik Milli Park ve giriş ücretleri gözden kaçmıyor. Fakat bu ücretler bize ne sunuyor sorusu akıllara gelse de cevapsız kalıyor. Malabadi köprüsünü incelerken aklıma takılan detaylar kısaca bunlar;
- Gerçek atalarımızdan kalan miras
- Günümüz yerel halkı tarafından kullanılan tarihi bir çöplük
- Milli Park bize ne sunuyor ki girerken para veriyoruz?
Fakat bu detayların bazılarını ilerleyen zamanlarda deneyimleyerek çözeceğim. Deneyimlediğim diğer şeylerden bahsedelim. Gerçi bahsetmek istediğim şeyler genel olarak normal bir şekilde söze başlayıp ırkçılık olarak devam edecek fikirler ve cümleler olacak. Bir önceki yazıda da bunları söylemekten geri durmuştum. Ama şunu demeden edemeyeceğim. Nereye gidersem gideyim, ki yaşadığım yerlerde hep elimden geldiğince gezmeye çalışıyorum. Bu yerlerde hep bir çöpleşme, bakımsızlık vb. konularda şikayet ettim ama şu güzel ülkemizin doğusunda gördüğüm pisliği hiçbir yerde görmedim… Bir günlük gezi planladık, evimizden çıktık ülkemizi oluşturan değerlerin tarihini, doğasını, türkülerini ve o türkülere anlam katan hikayeleri anlamak öğrenmek için geziyoruz ama henüz birinci durağımızda şikayet ettiğimiz çöplük ikinci durağımızda katlanarak karşımıza çıkıyor! Sanki güzel ülkemizi değil de kocaman tarihi bir çöplük geziyormuş gibiyiz!
Günübirlik gezimizden duyduğumuz üzüntüyü 2’de 2 yaparak devam ediyoruz. 3. durağımız ise Batman Arkeoloji Müzesi…





