
Gittim: Kremna Antik Kenti – Kartal Yuvasını Koruyan Keçilerin Kenti!
15 Mayıs 2025Geçen sene yine çok uzun bir aradan sonra ilk blog yazımı 1 Mayıs’ta yazmıştım, bu senede aynısını yapıyorum. Çok uzun bir aradan sonra, yazmam gereken o kadar şeyden sonra 1 Mayıs hakkında yazacağım. Belki yine yazmam gereken şeyleri yazmam ama 1 Mayıs hakkında kendi tarihime not düşmek istiyorum. Çünkü insanlardan nefret etmemin sebebi bilinç altımda değil, bilinç üstünde kalmalı. Eğer yazmazsam unutuyorum ve o bilinç altıma gömülüyor ama yazarsam onu görüp hatırlıyorum.
Geçen sene Çok Burjuvazi Dertler başlıklı bir yazı yayıplayıp o zaman ki amirimin haksızlık karşısında onun yanında olmamı istemesiyle ilgili dertlerimi üstün körü yazmışım ve kapitalist çağın olmamı istediği kişiliği nasıl olduğumu anlatmışım. Tabii bunlar muziplik, dağa küsen tavşanın tripleri ancak bugün yazmak istediğim konu şu; MADENCİLER!
Madeciler nezdinde tüm hakkı yiyenler aslında. Hakkı yenenler dediğim işçiler emekçiler vs. bahsetmiyorum. Koskocaman bir milletten bahsediyorum. Etrafımda ki insanların tartışmalarına bakıyorum, sosyal medyadaki insanların tartışmalarına bakıyorum. Bu kadar çok para konuşulduğu için onlara kızıyorum fakat hakta vermek zorunda kalabiliyorum. Çünkü konu onlar nezdinde para olsa da aslında para değil. Konu bence erişim. Bu konuyu açabilirim ama madencileri hatırlatmak ve konuyu dağıtmak istemiyorum.
Sene olmuş 2026, kapitalizmin iliklerimize kadar işlediği, hakkın hukukun üstün olduğu, çok büyük hakimlerin Allah’tan korkun diye tavsiyeler verdiği bir çağda aylarca maaşını alamayan madencilerin hakkını savunamadık. Bu insanlar 30 Nisan itibariyle haklarını alacakları vaat edildi ve anlaşmaya varıldı ama 15 günlük verilen müsaade haklarını tam olarak alabilecekler mi bu bir muamma. Bu konuyu geçtim aylardır maaşlarını alamayan işçilerin evlerine gelen elektrik borçlarına: “kardeşim siz maaşlarınızı alamadınız izde faturaları erteleyelim”, banka: “arkadaşlar siz maaşlarınızı alamadınız bizde faizsiz olarak maaşlarınızı alana kadar kredilerinizi erteliyoruz” esnaf: “komşu çocuk okula gidiyor al bunu harçlık olarak ver, evin ihtiyaçlarını da sen maaşı alana kadar biz hallederiz” demediler.
Maaşlarını alamayan bu işçiler bankaya borcunu, esnafa hizmetinin karşılığını, çocuğuna cep harçlığını, karısına pazar parasını, elektrik kurumuna ve doğalgaz kurumuna faturasını ödedi, ödemek zorunda kaldı. Ama işveren maaşını ödemek zorunda kalmadı. İşçileri aylardır bekletti. İşverenin ödemediği para enflasyon karşısında pul oldu, şimdi o pulu ödeyecek. Ama işçinin borcu paraydı altın oldu işçi bu borcu ödeyecek.
Yani demek istediğim şu ki; bayan değil kadın diyenler, ibne değil birey diyenler… Nasıl tanımlayacağımı da bilmiyorum böyle sikim sikim hassasiyeti olanların bilmesi gerekir ki bu insanlar işçi değil, birey. Kendisine biçilmiş rol karşılığında baba para diyen, kocam para diyen, beyfendi para diyen bireylere karşı “param yok canımı alın” diyen birey.
İşte insanlardan nefret etmemin sebebi bu. Geçtiğimiz 10-15 gün boyunca bu insanlara karşı yeterli ilgi ve alakayı göstermedik. Aranan hak vardı, aramakta yardım etmedik.
Şimdi evde oturmuş bir mayıs izninde bu satırları yazıyorum…





