
Duygusuzluk: 1 Mayıs
1 Mayıs 2026Öncelikle şunu belirtmek istiyorum; göl dedim diye çokta büyük bir beklentimiz olmasın. Gölcük… Havuz… Su birikintisi…
Burası hakkında ne anlatabilirim bilmiyorum. Aslında anlatmak, yakınmak istediğim çok şey var. Hepsi de politik, sosyolojik belki ırkçı düşünceler ama hepsi farklı bakış açılarıyla kurulduğundan öyle iki cümleyle geçiştirmek mümkün değil. Ayrı ayrı hepsine bir kompozisyon oluşturmak, duygularımı yansıtabilmem için kurgulamam gerekir. Bunu da yapamayacağım için kendime yeten Türkçem kadar bir şeyler anlatmak istiyorum. Bu yüzden Balıklı göl niyetiyle Erzen Antik Kenti hakkında ve oradan kalan gezilebilecek tek alan olan Balıklı Göl hakkında biraz bir şeyler anlatayım.
Öncelikle Erzen Antik Kenti yerleşkesi Garzan Çayı kenarında kurulmuş yarısı Siirt’te yarısı Batman’da kalan tarihte çeşitli devletlere başkentlik yapmış tarihi bir yerleşke. Şöyle ki;
3000 Yıllık Havuz
Erzen, kökleri yaklaşık 3.000 yıl öncesine, Urartu dönemine kadar gidiyormuş. Bunu Batman arkeoloji müzesini gezdiğimizde öğrendik.
Urartu, Roma ve Bizans Dönemiyle başlıyor. Belki daha eskide olabilir. Stratejik konumu nedeniyle askeri ve ticari bir üs olan Erzen, Romalılar tarafından aynı zamanda su kaynaklarının zenginliği sayesinde bir şifa ve kür merkezi olarak kullanılmış. Ardından 11. ile 14. Yüzyıllarda İslamiyet ve Türk beylikleri dönemi başlamış. Abbasiler, Mervanoğulları ve Eyyubiler’in hüküm sürdüğü kent, özellikle 11. ile 14. yüzyıllar arasında bölgenin en önemli merkezlerinden biri haline gelmiş. Büyük Selçuklu Devleti’ne bağlı olarak kurulan Dilmaçoğulları Beyliği’ne başkentlik yapmış. Sonra pek de ileriye gidememiş… (acaba neden?)
Peki bu medeniyetlerin buluştuğu şehirden geriye ne kalmış? Sadece Balıklı göl… Erzen yerleşkesi için höyüklere, sit alanlarına vs. baktığımızda görüyoruz ki gayet geniş bir alana yayılmış bir şehir. Fakat günümüze ulaşmış tek yapısı bu balıklı göl. Şunu merak ediyorum. Roma, Bizans, İslam ve Türk medeniyetleri burada ardı ardına yerleşiyor. Hepsi kendi kültür ve medeniyetinden bir iz bırakıp şehri geliştirmesi gerekirken ne oldu da şu an bu medeniyet beşiğinden gezilecek sadece Balıklı göl kaldı?
Neyse biraz da Balıklı Gölden bahsedelim. Önce yolu…
Erzen Antik Kenti Balıklı Göl Yolu
Biz Baykan tarafından geldiğimiz için Kozluk’a gelmeden hemen, Garzan Çayının üzerine kurulmuş olan köprüye girmeden önce sola dönüp stabilize bir yola giriyoruz. Yol bildiğiniz taşlık tarla yolu. Kimi yerleri asfalt, kimi yerleri toprak bol bol çukur. 10-15 dakikalık bir yolculuktan sonra Erzen Yerleşkesi (Balıklı Göl) yazan kahverengi tabelayı görüyorsunuz ve evlerin arasında etrafı tellerle çevrilmiş küçük bir havuzu olan Park gibi bir yer görüyorsunuz. İşte burası Balıklı Göl… Balıklar kendine göl yapmış.

Aynen bu tabelayı takip edin.
Balıklı Göl’de Batman Belediyesi tarafından bir çevre düzenlemesi yapılmış ve öyle bırakılmış. Ne kadardır böyle bırakılmış bilemiyoruz… (Bu çevre düzenlemesi hakkında da ileriki yazılarda yazacağım Mor Kuryakos Manastırında bilgimiz oldu. Bunu da açıklayacağım.)
Burası için bir çevre düzenlemesi yapılmış, banklar eklenmiş, çardaklar oluşturulmuş, kısa yürüyüş yolları, su hendekleri üzerinde minik köprüler… Tatlı bir yer yapılmak istenmiş. Hani bir mahallede karşılaşabileceğiniz iki üç apartman arasında muhtar zoruyla yapılan küçük bir park gibi izlenimi var. Yapılmış ama pek takip edilmemiş gibi duruyor. Otlar büyümüş, etrafı sarmış vs.

Fakat hakkını yemememiz lazım eşimle oraya gittiğimizde kahvaltısını yapan 3 beyefendi vardı. Kahvaltısını yaptılar, kalktılar ve etraftaki çöp kovalarını boşaltıp gittiler. En azından düzenli olarak çöp kovaları boşaltılıyor bunun için gerekli mercilere teşekkür ederiz. Fakat birileri tarafından temiz kalması için mücadele ederken birileri tarafından da kirletme mücadelesi verildiği gayet net gözüküyor. Çöp kovası varken çöp kovası dışına, çöp kovasıyla alakası olmayan yerlere çöp atmak nedir? Tamam hep böyle yerleri değerlendirmememizden bahsediyorum, şikayet ediyorum ama problem sanki sadece burayı değerlendirmemek değil gibi…
Banklarda oturduk, kahvaltımızı yaparken bir aile daha geldi. Kendilerinin güvenlik korucusu olduğunu düşündüğüm iki kişi ailelerini almışlar gelmişler. Ellerinde keleşler… Bu görüntüye pek alışamayacağım galiba… O ailelerin içinde bir erkek fert yanına yeğenlerini aldı havuz başına geldi (biz o arada eşimle balıklara ekmek atıyorduk) havuzun kenarlarında ki kuytu yerlere ellerini sokup balık aramaya başladı… Ne desem bilemiyorum gerçekten… Hak etmiyoruz diyemiyorum çünkü kendimi neden onunla bir tutacağım ki? “Abi ne yapıyorsun bak tabelalar koymuşlar balık tutmak yasaktır vs.” diye uyarsam adamlar buraya keleşle geldi kusura bakmayın da biraz da göt ister nasıl uyaracağım? Gerçekten ben böyle insanlar yüzünden bulunduğum konumun bana sağladığı güzelliklerden, belediyelerin hizmetlerinden mahrum mu kalacağım?

Kısaca özetlemek gerekirse Batman’ın Kozluk ilçesinde ki Erzen Antik Kentinin Balıklı Gölü yolları kötü, kendi minik, ziyaretçileri pis ve özensiz, tatlı bir yer. Kendim için diyorum biraz kafa dinlemek istediğim zaman elime yarım ekmeğin içini alıp havuzun başına oturup balıklara ekmek atıp, balıkların yemesini izlerken dinlenebileceğim ve kendimle baş başa kalabileceğim güzel bir yer. Fakat başkası için nasıl bir yerdir bilmem. Belki pisletilecek, içindeki balıkları yok edilecek nefret duyulan bir yerdir!

Belki bende biraz terbiyesizlik yapmış olabilirim. ayakkabılarımı çıkarıp suya ayaklarımı sokmak yanlış bir hareket olabilir. Çünkü benim ayağımı soktuğumu gören birisi cesaret alıp yüzebilirde. İşte böyle böyle yozlaşıyoruz…

Ayrıca balıklar kadar gebeş kaplumbağalarda var!





