Fethiye Macerası | Serkan Dinç
Gittim: Dörtyol Geçilmez Kanyonu
10 Eylül 2021
Hatırat: Afitap’ın Kocası Kim? 24.10.2021
25 Ekim 2021

Bu seneki yıllık iznim hayatımdaki en güzel anları ve ilkleri yaşadığım yılım oldu. 2020 yılının 30 Kasım’ında abime kiralık ev bulmak için Fethiye’ye gitmiştik, hatta buradaki emlak piyasası beni ciddi anlamda rahatsız ettiği için Fethiye’de Kiralık Ev Aramak başlıklı bir yazı dahi yazmıştım. Geçen sene aralık ayında abime kiralık ev bulmanın cefasını çektikten sonra artık sefasını sürme sırası geldi. Ne yalan söyleyeyim tam 8-9 ay bugünü bekledim, çünkü Fethiye’yi ilk gördüğümde Antik Kentleri, Doğal Güzellikleri ve yapılacak aktiviteleri ile birlikte hayatı sınırda yaşamak için çok cezbediciydi. Fakat süre sınırlı!

Fethiye’de Tatil Planı Yapmak!

Süreli sınırda neler yapacağımız konusunda abim uzun bir liste yaptı, evet her planlı yaşamak isteyenler gibi biz de pek plana sadık kalamadık. Fethiye’ye taşınmış olan abim sezon açıldığı günden beri her gün misafir ağırladığı için plan yapmak kolay olsa da, o kadar misafirle aynı aktiviteleri yapmak pek kolay olmuyor. Yine de benim için çok önemli ve harika bir tatil oldu. Neden? Çünkü 26 Senedir hep güvenli alanda yaşamış ve zorunluluk dışında yaşadığı alanı terk etmemiş biri olarak ilk defa dünyanın kapılarını araladım. Tabiri Caiz ise “Kayıp Dünya’yı Keşfettim

Yeni Bir Dünya’nın Kapılarını Araladım “Kayıp Dünya”

Araladığım dünyanın kapılarında ilk defa yol olmayan ağaçlık bir tepeye tehlikeli bir tırmanış gerçekleştirdik. Tek yol ağaçların altından geçen yabani hayvanların (domuz, keçi, tilki vb.) açtığı yoldu, keçilerin tuzları yaladığı kayaların üzerinden bir tırmanış yaptık. Tamamen spontane gelişen bu tırmanışta kıyafetlerimiz uygun olmadığı için bacaklarımız ve kollarımız dikenli ağaçlar tarafından çizildi, ciddi kaşınma problemleri yaşadık, kimi çok tehlikeli alanlarda ayağımız kaydı ama düşmedik, kimi zamanda düşsekte çaktırmadık. Yamaç paraşütü ile gökyüzünü keşfettik, sanırım dünyanın en sessiz noktası gökyüzüydü. Kuşların kanatları gibi rüzgarı kemiklerimin içinde hissetmedim ama gökyüzünde süzülmenin verdiği huzuru iliklerimde hissettim. İşte o an, ayaklarım yere basana kadar zamanın varlığını kaybettim. Gökyüzünden yeryüzünün derinliklerine tüplü dalış yaptım. Engin semalardan, derin denizlere… Açıkçası suyun altını, suyun üstünden daha çok sevdim. Tırmandım, uçtum ve bol bol yüzdüm…

Çok Teşekkür Ederim

Dünyanın kapılarını aralarken yaptığım tüm aktiviteleri planlayan, destek olan, hayatımda unutamayacağım anları yaşamamı sağlayan abim Furkan DİNÇ’e, yengem Aslı DİNÇ’e, çok değerli Volkan İNER’e bu blog yazısı sayesinde tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Çok teşekkür ederim, iyi ki varsınız.

Serkan Dinç
Serkan Dinç
Masalarının arası geniş, insanların kendilerini güvende hissedeceği, enfes pastaları ve sohbetleri, tür tür kahve çekirdeklerinden kahveleri, keyfe göre nargileleri olan bir kafe açma hayalim var. Ama kafe açamayınca blog açtım!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: