Liyakatlı Liderler Mi Yoksa Parazitler Mi? | Serkan Dinç
Çağlar Boyunca İnsanlık Ne Kadar İlerledi?
27 Aralık 2021
İzledim: Don’t Look Up “Gerçek Kara Mizah”
27 Aralık 2021

Yine Don’t Look Up filmi ile aklımda konusu açılmış bir muhabbet hakkında yazmak istiyorum. Bir önceki yazım olan “Çağlar Boyunca İnsanlık Ne Kadar İlerledi?” ile aslında alakalı, çünkü oradaki ilerlemiş mi dediğimiz insanlığı yönlendiren kişilerden bahsetmek istiyorum. İlk olarak şunu açıklığa kovuşturalım; kutuplaşmış olan ülkemizde “lider” dediğim için direkt aklınıza Cumhurbaşkanımız gelmesin çünkü liderden kastım kurumlarda söz sahibi olan lider vasfı taşıması gereken yöneticiler, müdürler ve önemli konularda söz sahibi olması gereken makamların hepsi…

Don’t Look Up filminde bir bilim insanının, kuyruklu yıldız keşfetmesi ve hocasının yaptığı hesaplarla bu kuyruklu yıldızın dünyaya çarpacağını tespit ettikten sonra, kuyruklu yıldızın dünyaya çarpmaması için verdiği mücadeleyi izledik. Bu mücadele süresince 3 tane bilim insanının, sürekli seks skandalları ve eşini dostunu yönetici kadrolara atamasını yapmış başkanla nasıl mücadele ettiğini gördük, hayati konuda söz sahibi olan NASA’nın başında bir anestezi uzmanının olduğunu gördük, bilimsel bir konuda danışmanlık ve krizi yöneten kişinin hiçbir vasfı olmadığını ve bu şahsın başkanın oğlu olduğu için o makamda olduğunu gördük. Tanıdık geldi mi? Bu konuda tespitleriniz mutlaka vardır. Film biraz da bize şu sorunun cevabını verdi; vasıfsız insanlar makamları işgal ederse ne olur? Cevap basit; Dolaylı yoldan dünyanın sonu gelir.

Bahsetmek istediğim konuya gelecek olursak geçen aylarda bir haber okudum; Deniz topunda ‘dünyanın en iyileri’ arasına girdik! Bu muhteşem bir haber! Ama neden şimdi? Neden şimdi olduğunu da haberden bir alıntı ile paylaşmak istiyorum: “İtalyanlar, ABD’nin baskısına maruz kaldı ve ‘satmamak yerine fiyatını çok yükselterek satışı yapmaya devam etme kararı’ aldı.” Neden daha önce değil sorusunun cevabı ise; Daha önce bu satın alımlarını yapan personel, zaten sorunsuz bir şekilde satın alıyoruz” diyerek hiç bu alanda bir arge yaptırmaması. Yani bu ülkenin önemli konuda söz sahibi olan personelinin vizyonsuz olması. Bu ülkenin savunma sanayisinde ise kimsenin aklına kriz çıkmadan önce böyle bir fikrin gelmemiş olması… Gerçekten gelmedi mi yoksa bu tarz ihalelerle uğraşmak, bu ürünü üretmekten daha zevkli ve kolay mıydı?

Kısacık ömrümde 6-7 sene boyunca teknoloji ve girişim haberlerini yakından takip ettim. Bu konudaki haberlerden birçok şirketin kurularak ne kadar geliştiğine, aldığı yatırımların ve açıldığı pazarların haberlerini okuyup hırslandım. Fakat gördüğüm şeyler gerçekten beni derinden üzüyor. Teknoloji yarışmalarında dereceye bile girmemiş olan projelerin, yabancı ülkelerin ve yabancı şirketlerin yarışmalarında dereceler alarak o ülkelerde girişimler kurulduğunu gördük. Ülkemizden ciddi teknoloji ve beyin göçü yaşandı, yaşanmaya devam ediyor. Hatta en büyük ve en yakın örnek olarak Biontech aşısını verebilirim. Ülkemiz bu aşıyı Türkler bulduğu için seviniyor ama sevinmeleri değil, Türkiye’den kaçarak, beyin göçü yapmış Türklere sahip çıkamadığımız için üzülmemiz gerekir.

Tüm bu beyin ve teknoloji göçü neden oluyor? O yarışmaya katılıp söz sahibi liderlerin o mucit ya da girişimciyi dereceye bile sokmadıkları için arkadaşlarımız ülkemizde girişimini/keşfini değersiz olarak gördüklerinden, kendisini değerli hissettiği yere gidiyor. Peki bariz bir şekilde yabancı ülkelerin ve şirketlerin havada kaptığı bu yetenekler bizim ülkemizde neden değersiz hissettiriliyor? İşte burada sorulması gereken soru; karar veren yetkililer liyakatli liderler mi yoksa sadece o kurumu sömüren parazitler mi? Eskiden yüksek mevkilere gelen insanların, gerçekten bir şeyler başarmış olduğuna inanırdım. Fakat devlet kurumlarının içine girdikçe dışarıdan ve içeriden gözlemlediğim kadarıyla bu insanların çok da bir şeyler başarmasına gerek olmadığına ve sadece doğru zamanda, doğru yerde olup, doğru kişileri tanımasının yeterli olduğunu keşfettim.

Bu yetkili kişilerin bir çoğunun bulunduğu konumda 1-2 yıl sonra geçirdikten sonra asıl alanlarının borsa olduğunu gördüm, maaşlarını daha ince detaylarla süsleyip nasıl yükseltebileceklerine, ve bulundukları makamlarda kazandıkları imtiyazları nasıl kullandıklarına şahit oldum. Bu süreçte iş mi? Aman zaten altında çalışan kişiler onları hallediyor. O bir imza atsa yeterli… Kimseyi zan altında bırakmakta istemem. Kamu kurumlarında gerçekten işini yapan ve işini yaptığı için dışlanan kişiler, sivilde işini yaptığı için ülkemizi terk etmek zorunda kalan emektarlarda yok değil. Onlar konu dışı. Ama elinizi vicdanınıza koymanızı isterim. Hatırlayın ya, bu ülkenin müteahhit olan Sağlık Bakanı oldu… Tabii birde Hasan Ali Yücel gibi bakanlık yapıp, yaptığı görevde ülkesine katma değer katan bakanları da vardı.

Serkan Dinç
Serkan Dinç
Masalarının arası geniş, insanların kendilerini güvende hissedeceği, enfes pastaları ve sohbetleri, tür tür kahve çekirdeklerinden kahveleri, keyfe göre nargileleri olan bir kafe açma hayalim var. Ama kafe açamayınca blog açtım!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: