Gittim: Fethiye Kayaköy Kültür ve Deniz Tatili Serkan Dinç
Gittim: Dönerci Tacettin “Genel Kanı Neyse Onu Yaşıyoruz”
20 Temmuz 2022
Kayaköy: Şapele Çıkan Yollar Çile Doludur
21 Temmuz 2022

Not: Maalesef geçen sene paylaşmam gereken yazıyı, geçen sene yazdığım halde bu sene paylaşıyorum… Fethiye ile ilgili duygularımı ve teşekkürlerimi bu yazıda iletmiştim => Fethiye Macerası

Yeni bir dünyanın kapılarını araladığım Fethiye maceramda ilk durak Kayaköy’dü. Burası hakkında anlatılacak o kadar çok şey olmasına rağmen, bir o kadar da anlatılacak hiçbir şey yok. Çünkü Likya Uygarlığından kaldığı düşünülen bir yerleşim yerinde, geçmişten gelen tarihi mesajlar yerine 19. yüzyılın acı dolu hikâyesiyle karşılaşıyoruz. Bu acıklı hikâye her fırsatta bir sloganı hatırlatıyor. 23 Mayıs 1919 Çarşamba günü, Sultanahmet Meydanında yapılan mitingde Halide Edip Adıvar yaptığı çok haşırdatıcı konuşmasında, çok önemli bir vurgu yapar; “Milletler Dostumuz, Hükûmetler Düşmanımızdır!”

Bu toprakların adı; Likya Uygarlığında Karymlassos, Likya’dan kalan kalıntılar üzerine Osmanlı zamanında Rumların kurduğu köyün adı Levissi ve son olarak 30 Ocak 1923’te imzalanan mübadeleyle Kayaköy adını alır fakat hiçbir zaman eskisi gibi hayat bulamaz. Devletlerin düşmanlığı sayesinde birbirinden ayrılan milletler yüzünden bu topraklar adeta hayalet evlerin oluşturduğu hayalet köy olmuştur.

Mübadele Nedir? Mübadele etmek değişmek ve değiş tokuş etmek anlamına gelmektedir. Yani bir konu, bir madde ya da bir unsur ile alakalı olarak elde bulunan ile karşıdakinin elinde bulunanları değişmek anlamına gelmektedir.

Karymlassos – Levissi ya da Namı Diğer Kayaköy

Kayaköy birçok deprem görmüş, deprem yetmemiş yangın felaketi geçirmiş. Bu deprem ve yangınlarda evler birçok mimari detayını kaybetmiş. Yaşam alanlarının can damarı olan insan faktörünü 1923’te kaybeden Kayaköy ölüme işte böyle deprem ve yangınlarla yürümüş. Şimdi sadece üst üste duran taşlardan ibaret olan bu köy yaklaşık 3500 hayalet ev, 2 kilise, 14 şapel barındırıyor. Rumların zamanında Osmanlı kayıtlarına göre ortalama 10 bin kişilik bir nüfusa sahip olan bu köyde ayrıca bölgenin ilk matbaası kurulmuş ve Karya isminde bir gazete yayınlanıyormuş. Ayrıca kaynaklara göre bölge halkının tarımla uğraştığından bahsediliyor, fakat 10 bin kişilik nüfus ve yamaç üzerine kurulu bu köyün tarım arazilerine uzaklığı düşünüldüğünde ticaret ve zanaat gerektirecek işlerin, tarımdan daha yoğun olduğu tahmin edilebilir. Kayaköy’ün kurulduğu yamacın arka tarafında kalan koy ise gemilerin yanaşabileceği ve Akdeniz’de doğal bir liman olabileceği düşünüldüğünde ihracat ve ithalatında gelişmiş olduğunu var sayabiliriz gibi geliyor. Yinede bu sözlerimi pek ciddiye almayın çünkü ben bu konuda uzman değilim.

Kayaköy Rum Kilisesinin Girişi

Kayaköy Rum Kilisesinin Girişi

Kayaköy Kilisesi

Kilisenin ismini bilmediğim için Kayaköy Kilisesi demek istiyorum. Kayaköy’de bulunan bu kilise Ortodoks Rumlar tarafından yapılmış. Ayrıca köyde kız ve erkek çocuklarının ayrı ayrı eğitim gördüğü okullarda mevcut. Anlaşılan Hristiyanlarında haremlik selamlık adetleri var. Kilise devletimizin restorasyon vaadiyle birlikte uzun yıllar kapalıymış. Kayaköy’e gidip Kilise’de fotoğraf çekilmek isteyenler için kötü bir haber. Kilise kapalı olmasına rağmen kaçak giriş mümkün ama tehlikeli olduğunu da belirtmek gerek. Kilise, Hatay’ın Samadağ ilçesinde gezdiğim Batıayaz Ermeni Kilisesi Asdvazazin‘e çok benziyor. Batıayaz Ermeni kiliseside savaştan önce inşaa edilmeye başlanmış ancak savaş patlak verdiği için hiç tamamlanmamış bir Rum kilisesi. İki kilisenin kaderide savaşla bağdaşması ve yetim kalması milletlerin dostumuz olması gerektiğini, savaşları çıkaran hükümetlere karşı, barış içinde yaşamamız zorunluluğunu anlatan çok güzel bir hikaye. Fakat keşke yaşanmasaydı ve bundan bir ders alabilseydik demekten daha derine inemiyorum. Çünkü ne yazıkki benim dahil olduğum bu toplum içinde Kurtuluş Savaşında ve daha sonra yaşananlarla birlikte her Türkiye cumhuriyeti vatandaşı ırkçılık hastalığıyla birlikte doğdu.

Şapel’den Şapel’e Survivor

Kayaköy’ün patikalarını takip ederek en üst noktada bulunan şapele çıkabilirsiniz ve Kayaköy’ü en yüksek noktasından izleyebilirsiniz. Eskiden azizler ve keşişler ızdarap çekerek yaptıkları inançları daha çok tercih ederlermiş ve genelde toplumdan uzak olmak için kendi ibadethanelerini yerleşim yerlerinin dışına kurmaya özen gösterirlermiş. Kayaköy’ün patikalarını takip edebileceğiniz böyle bir şapel bulunuyor ve yolunu çıkması biraz çaba istiyor. Fakat çıktığınızda karşılaştığınız manzara olan Kayaköy’ü kuş bakışı görmek… Bu çabaya değer. Çaba dediğimede bakmayın sadece nefes nefese kalıyorsunuz. Fakat burası patika yol ile ulaşabileceğiniz en yüksek nokta. Yolu olmayan daha yüksekte bir Şapel daha bulunuyor. Bu şapele çıkmak gerçekten çile, çaba ve sağlam motivasyon istiyor.

Bu bahsettiğim zorlu şapel yolu için ayrıca bir yazı yazdım okumak isterseniz => Kayaköy: Şapele Çıkan Yollar Çile Doludur

Kayaköy’ün patika yolu takip ederek çıkabileceğiniz en üst noktasında bulunan Şapel.

Yukarıdaki Şapel’e çıktıktan sonra Şapel’in bir noktasından tüm Kayaköy’ü ayaklarınızın altına almış oluyorsunuz. Tam zıt noktasından baktığınızda ise sizi harika bir koy manzarasını merkeze alan Akdeniz var.

Kayaköy Rum Kilisesi'nin iç tarafı

Kayaköy Rum Kilisesi’nin iç tarafı

Kayaköy Rum Kilisesi’nin iç tarafındaki ışığa aldanıp odaklanmanıza gerek yok, ben denedim vahiy güncellemesi falan gelmiyor. Hz. Muhammed (sav) son peygamberdi.

Serkan Dinç
Serkan Dinç
Masalarının arası geniş, insanların kendilerini güvende hissedeceği, enfes pastaları ve sohbetleri, tür tür kahve çekirdeklerinden kahveleri, keyfe göre nargileleri olan bir kafe açma hayalim var. Ama kafe açamayınca blog açtım!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: