Savaş Yaşayan Bir Çocuğun Odasına Misafir Olmak "Enter The Room" | | Serkan Dinç
Nesnelerin İnternetiyle Donatılmış Çevre Dostu Odun Sobası
Nesnelerin İnternetiyle Donatılmış Çevre Dostu Odun Sobası
19 Ocak 2020
İyi Bir Komşu Reklam Filmi
20 Ocak 2020
Tümünü Göster

Savaş Yaşayan Bir Çocuğun Odasına Misafir Olmak “Enter The Room”

Savaşı Yaşayan Bir Çocuğun Odasını Keşfetmek

Savaş yaşayan çocuklar ile ilgili farkındalık yaratmak için başarılı ve ruhumuza dokunan çok fazla içerik ile karşılaşıyoruz. Malum uzun yıllardır bu konu üzerinde çok düşündüğümüz ve bizi içimizde bir yerlerde rahatsız eden bir konu. Ve sizleri daha rahatsız edecek bir çalışma paylaşmak istiyorum. Hiç savaş bölgesinde yaşayan bir çocuğun odasına misafir oldunuz mu? İşte bu oyun sizi savaş bölgesinde yaşayan bir çocuğun odasına götürüyor ve dört yıl boyunca odadaki değişimleri ve savaşın çocukları nasıl etkilediğini gözlemliyorsunuz. Red Cross (Kızılhaç), artırılmış gerçekliği kullanan “Enter the room” izleyiciyi savaş bölgesindeki bir çocuğun odasına götürüyor.


Daha önce de Savaş Mağduru Bir Robotun Hikayesi‘ni paylaşmıştım. Reklam ajansı Raw London tarafından yapılan “Escape Robot” isimli film, çok açık bir alegoriyi bize gösteriyor.  Filmin baş kahramanı sevimli ve masum görünümlü küçük bir robot. Öyle savaşlarda kullanılan ölüm makinelerinden değil. Biz, bir distopya filmi içinde olduğumuzu düşünerek bu küçük robotun hayatından kesitler izliyoruz.

Fransız dijital ajans Nedd tarafından yaratılan “Enter the room” (Odaya gir), iPhone 6S ve üzeri telefonlarda çalışan bir artırılmış gerçeklik deneyimi/oyunu.  Amacı, bir çocuğun savaşı nasıl deneyimlediğini anlatmak ve bunu yaparak çatışma bölgelerindeki sağlık hizmetlerinin önemi hakkında farkındalık sağlamak.

Yazıyı merak edip okuyanları daha farklı bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Çünkü savaştan bahsediyoruz. Sizce savaşa sürüklenen bir ülkenin çocukları böyle bir odaya sahip olabilir mi? Yaşadığımız çağı düşünün. İngiltere’de, Amerika’da, ülkemizde herhangi bir evde böyle bir odaya denk gelmeniz mümkün iken açlık ve sefaletle uğraşan, savaşa sürüklenen bir ülkede böyle bir çocuk odası düşünebiliyor musunuz? Gerçi savaştan öncesi olarak başlıyor oyun ama yinede dünyanın adalet sistemini eleştirecek kapasitede bir çalışma değil. Bunun sebebi de savaştaki çocukların yaşadıklarından daha çok sağlık hizmetlerinin öneminin farkındalığını arttırmak için yapılmış bir çalışma olduğu için diye düşünüyorum.

Apple’ın ARKit teknolojisini kullanan oyun, sanal ve artırılmış gerçeklik arasında bir yerde duruyor. Deneyimi yaşamak için insanlar gerçek hayatta telefonlarını kaldırarak tuttuklarında sanal bir kapı açılıyor. İzleyici bu kapıdan içeri girmeye davet ediliyor. İçerisi ise sıradan bir çocuk odası görünümünde. İnsanlar bu sanal odada dolaşarak sanki gerçekten oradaymış gibi etrafı keşfedebiliyor.

Bir Çocuğun Odasının Savaşla Gelen Değişimi

Oda boş, tüm deneyim boyunca hiç kimseyi görmüyoruz. Çocuğun kendisini bile. Çocuk odada değil ama oyuncakları, dekorasyonu ve renkleriyle odanın sahibinin kim olduğunu hayalimizde canlandırabiliyoruz. Deneyime eşlik eden bir dış ses de yok. Bunun yerine pencerelerden gelen savaş sesleri var. Bizler de bununla birlikte oda sahibinin hayatının savaşla birlikte geçen 4 yıl içerisinde nasıl değiştiğine tanık oluyoruz. Savaşla geçen her yılla birlikte oda ve içindeki oyuncaklar, çizimler ve eşyalar değişiyor, dönüşüyor. Ve sonunda bugüne geliyoruz.

“Enter the room” hiç savaş, acı, yıkılmış binalar, bombalar, ölüm göstermeden sakin bir deneyim yaratarak insanı sarsacak bir etki sağlıyor. Sevimli bir çocuk odasının karanlık ve hüzünlü bir mekana dönüşmesi insana orada yaşamış çocuğun hissetmiş olabileceklerini düşündüren, güçlü bir deneyim. Aynı zamanda artırılmış gerçekliğin bir hikaye anlatmak için nasıl kullanılabileceğine de iyi bir örnek.

Serkan Dinç
Serkan Dinç
Masalarının arası geniş, insanların kendilerini güvende hissedeceği, enfes pastaları ve sohbetleri, tür tür kahve çekirdeklerinden kahveleri, keyfe göre nargileleri olan bir kafe açma hayalim var. Ama kafe açamayınca blog açtım!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: