9 Kere Leyla “Cinsiyet Meselesi Değil, Meziyet Meselesi” | Serkan Dinç
Fethiye’de Kiralık Ev Aramak, Fethiye ve Emlak Piyasası
6 Aralık 2020
Seyretix – Fahrenheit 451 Rezaleti
13 Aralık 2020

Bugüne kadar Netflix yapımlarının gereksiz PR ile pohpohlandığını gördük. 10 üzerinde 6 bile almayacak yapımları, öve öve bitiremediler ve şimdi de çok alakasız bir şekilde, çok güzel bir filmi yerden yere vuruyorlar. 9 Kere Leyla filmine çok büyük haksızlık ediyorlar. Sinema sektörünün arkaplanında pek bulunmadım. Organize İşer 2 filmini sinemada öven zümrenin, sinemadan hemen sonra Netflix’te yayınlanmasından dolayı yerden yere vurduklarını hatırlıyorum. Sanırım tekrar o zümre iş başında. Neden medyanın bu kadar çok bu filme yüklendiklerine anlam veremiyorum. Üstelik şuda su geçirmez bir gerçek. Delinin biri kuyuya taş atmış ve tüm akıllılar o taşı çıkartmaya çalışırken, taşı atan deliye dönüşmüşler. Farklı bir argüman yok, birisi filme “izlediğim kötü filmlerden de kötü” yorumunu yapmış. Diğerleri de demiş ki aaa bu yorum tutmuş hadi biz de aynısını yapalım.

Filmin Neleri Beğenilmemiş?

Türk sinema severlerinin potansiyeli demek istemiyorum, çok genel bir tabir olur. Bu yüzden Türk Netflix kullanıcıları ve TV dizileri severleri olarak biraz daha daraltmak istiyorum skalayı. Bu skala içindeki kişilerin yapmış olduğu gereksiz yorumlar ve saçma eleştiriler olarak görüyorum. Ortada apaçık mantıksız, zekâ seviyesi düşük bir linç var. İnsanları kategorize etmek gibi olacak fakat daha muhafazakâr kesim filmi cinsellik, eş cinsellik mesajları ile linç ederken, daha laik kesim verdiği mesajları verememekten ve son sahnedeki mesajı apaçık vermekten dert yanmış. Bence bunlarda çok abartı eleştiri. Bu gereksiz yorumlar dışında filmin eleştirilecek yerleri var. Mesela ışık kullanımları, renkler, sahnelerin birbirine bağlanması ve yeşil perde sahnelerinin çok amatörce montajlanması eleştirilebilir. Hatta ben filmi izlerken birçok repliği başka filmlerden ya da kitaplardan anımsadım. Her seferinde bu bana nereden tanıdık geliyor ya oldum. Zaten Haluk Bilginer polisler ile konuşurken artık resmen belli ediyorlar. O sahneyi de gördükten sonra Kamusal Mizah’taki gönderme var videosu gibi evin içinde “gönderme var, gönderme var” diye bağırasım geldi.

Filmdeki Göndermeleri Hissettiniz Mi?

Ferhan Şensoy‘un Haldun Taner Kabare’sinde bir falcı oyunu var. Bu oyunda adam gördüğü rüyasını, karısı ile birlikte rüyaları tabir ettiğine inanılan bir falcıya gidip yorumlatmak isterler. Fakat oyun boyunca adam yerine karısı sürekli rüyayı anlatır, rüyayı yalan yanlış, kendi hayal dünyasıyla anlatır ve anlatırken adamı hiç konuşturmaz. İlk girişteki terapi sahnesini izlerken direkt bu oyun aklıma geldi. Ve ikinci paragrafta da bahsettiğim gibi bundan sonraki birçok sahnede “aaa ben bu repliği nereden hatırlıyorum” gibi düşüncelere kapıldım. Özellikle Onur Ünlü filmlerindeki replikleri çok fazla çağrıştırdı. Güneşin Oğlu’ filminden, Sen Aydınlatırsın Gece’yi filmine kadar birçok filmin ve oyuncuların filmlerindeki replikler ve sahneler aklıma geldi. Bu sahneler aklıma geldikten sonra filmi biraz daha Onur Ünlü kafası ile görmeye başladım. Bu düşünce ile filme baktığım da, gözümde otomatik olarak sorgulanamaz bir absürtlük oluştu. Bunun dışında zaten absürt komedi izliyoruz. Absürt komedi içerisindeki absürt olayları eleştirenler var. Anlamıyorum bu neyin kafası? Ambulansın adama çarpması, Mahdum’un bir erkeği dudağından öpmesi insanlar bunları tartışıyor. Ama Mahdun’un Adem’i öpmesini hiç konuşan yok. Bu karakteri bir bütün olarak düşünüp yorumlayan yok. Ali Atay ve Feyyaz Yiğit’in yazdığı iki filmde de böyle olmuştu. İnsanlar ilk başta anlayamıyor ve popülerizmin kurbanı oluyor. Sosyal Medya’da bağımsız olarak kendi fikirleriyle düşünemiyor insanlar.  

Abartılmış Cinsellik Diyenlere!

Muhafazakâr kesim tarafından çok fazla konuşulan bir konu var. Cinsellik… Bu konuşmalarda beni oldukça üzüyor. Çünkü filmin başrolü karakteri “ilk kadın” Sorarım size ilk kadın denilince aklınıza ne geliyor? Üremek, çoğalmak, şehvet, yasak elma ki yasak elmanın aslında cinsel bir tabir olduğunu savunanlar var. Yani bu da erotizm ile alakalıyken filmde cinsellik olmasından rahatsız olanlar var. Eğer çok rahatsızsanız Kanal7’de Hz. Yusuf (a.s.) hayatını izlemeyi tavsiye ederim. Filmdeki cinsellik ve erotizm kesinlikle tam kıvamında. Eksiği yok, fazlası mide bulandırırdı. Mide bulandırıcı derecede fazlasını yapacak, hatta yapmış Türk yapımları mevcut. Çıplaklık minimalize edilerek şehvet duygularını çağrıştıracak kompozisyonla çok ince elenmiş. Fakat bastırılmış cinselliğe sahip bireyler daha fazla şehvet, daha fazla erotizm istiyorlarsa televizyon dizilerine bakabilirler. 

Eş Cinsellik Mesajını Yanlış Anlayanlar

Muhafazakâr kesimin bir diğer şikayeti de Eş cinsellik! Filmin bu kadar linç edildiğini filmi izledikten 2 gün sonra bu sabah gördüm. Sonra birkaç kişinin direkt yorumlarına maruz kaldım eşçinsellikten falan bahsediyorlardı. Sonra film hakkında yorumları okurken daha muhafazakâr kesimin eş cinsellik ile alakalı sorunları olduğunu gördüm. Bütün bu olumsuz yorumlar sonrasında dedim ki; “acaba ben mi farklı bir film izledim?” Bu sebepten dolayı bu yazıyı yazmadan önce filmi tekrardan izledim. Bu arkadaşlar büyük ihtimal ile Adem ilk bayıldığında bilinçaltında diğer Ademler ile tanışırken karı kılıklı bir Adem olmasından dolayı, bastırılmış duyguların eş cinsellik ile alakalı olduğunu düşündüler. Film hakkında buradan aldığım mesajı ifade etmeden önce eş cinsellik ile alakalı fikrimi söylemek istiyorum. Çünkü ben tarafsız olduğumu düşünüyorum siz de bir taraf tutuyor muyum, tutmuyor muyum karar verin istedim. Eşçinsellere saygı duymuyorum. Duymak zorunda da değilim. Fakat onları dışlamak, onlara saldırmak zorunda da değilim. Eş cinsellik midemi bulandıran bir durum. Yine de bu ısrarla gözüme sokulmadıkça karşı bir tavır almam. Beni rahatsız eden durum eş cinsellik değil, bunun ısrarla benim gözüme sokulması. Neyse şimdi gelelim filmdeki mesaja. Adem’in bilinçaltındaki karı kılıklı Adem İşte gerçek problem bu! Bunu eş cinsellik ile bir tutuyorlar. Bu durumun eşçinsellikle alakası yok. Farkındaysanız şeytan Adem var, daha az şeytan Adem var. Yani toplumun “erkek” kalıbı içindeki birbirimize baskısı. Erkeğin, erkeğe yaptığı psikolojik şiddet. Karı kılıklı Adem; “Sen erkeksin neden karı gibi konuşuyorsun, adam dediğin adam gibi küfür eder” vb. tabirlere maruz kalan erkek profilidir. Hatırlayın ilkokul, ortaokul yıllarınızı, yok muydu böyle tipler, sürekli homo homo diye dalga geçilen arkadaşlarımız? Filmdeki eş cinsellik diye tabir ettiğiniz konu işte bu mesaj. Buradaki ironiyi görüyor musunuz? Mesajı almak yerine, mesajın parçası oluyorsunuz.

Cinsiyet Meselesi Değil Meziyet Meselesi

Ve mesaj derken yazıyı çok fazla uzattım ama yazılacak daha çok fazla konu varken filmin verdiği ana mesaj hakkında biraz daha yazıp bitirmek istiyorum. Üstelik konu ile ilgilenip, buraya kadar okuyup, konu hakkında yorum yapan olursa kitap olur, Yemeksepeti’nden yemek olur küçük bir hediye bile vermek isterim. (: Herkesin bahsettiği bir şey var. Filmde verilen mesajı, filmin sonunda açık açık vermesi. Bakınız film çok ince bir mesaj veriyor, bunu algılaması bile zorken, açık açık verdiği halde hâlâ mesajı anlamayıp tartışanlar var. Aslında bana kalırsa anlamışta olabilirler ancak bu kadar güzel ve haklı mesajı kabul etmek varken kadın erkek feminizm kavgasını yürütmek daha güzel değil mi? Çünkü insanlık olarak şiddete ve kavgaya meyilliyiz. Sürekli kavga etmek istiyoruz, avcı toplumuz. Sürekli haklı çıkmamız lazım. Sürekli isimler koyup, kategorize ettiğimiz “bizin ve “benin diğerlerinden daha üstün olduğumuzu kanıtlamalıyız. Erkek arkadaşlarımla konuşurken, filmin genelinde erkekleri aşağılamasından dem vurduklarını gözlemledim. Erkek, karısını aldatıyor, karısını öldürmek istiyor falan erkekleri çok fazla abartmışlar diyorlar. Fakat bunu söyleyen erkekler Nergis karakterini görmüyorlar. Bir kadının en kaltak hali! Kadınlar ise Nergisîn kaltaklığından şikayetçiler. Feministler ise Adem, Leyla’ya bu kadar çok şey yapıyorken, Leyla’nın hiçbir tepki vermemesinden şikayetçiler. Fakat feministlerin burada atladığı bir nokta var. Leyla zaten bunları bugüne kadar yapmış. Sadece “bu sefer” yapmaktan vazgeçmiş ve sessiz kalıp “erkek” tabirinin istediği kadın olmaya çalışmış. Filmde erkek kötü, kadın kötü… Filmde eş cinsel yok! Eş cinsel olsa eminim o da kötü olurdu… Bu mesajı anlamayan insanlara, Leyla filmin sonunda açık açık şunu anlatıyor. Erkeğin bir fıtratı var, kadının bir fıtratı var. Ve hayat dediğimiz komplike yaşam cinsiyet değil, meziyet meselesi. Film açık açık cinsiyet meselesi değil, meziyet meselesi demesine rağmen insanlar hâlâ filmde kadın şöyle, filmde erkek böyle diye tartışıp duruyorlar…

Yazımın %90’ı film hakkında yapılan eleştirileri eleştirmek olmasından dolayı özür dilerim, bu eleştirileri okumadan önce film hakkında yazsaydım keşke. Çünkü okuduktan sonra ben de Sosyal Medyada özgün düşünememe hastalığına yakalanmış gibi oldum. Siz de bu yorumları gözardı edin ve filmi öyle izleyin. Eeee geldik yazının sonuna. Sürçülisan ettiysem ki ettim. Çünkü filmdeki şehvet kadar sürçülisanda bu yazı için gerekliydi. Af ola!

Serkan Dinç
Serkan Dinç
Masalarının arası geniş, insanların kendilerini güvende hissedeceği, enfes pastaları ve sohbetleri, tür tür kahve çekirdeklerinden kahveleri, keyfe göre nargileleri olan bir kafe açma hayalim var. Ama kafe açamayınca blog açtım!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: