Onur Ünlü Bir Sürü Endişe “Röportaj Kitabı” | Serkan Dinç
Onur Ünlü Stand-Up Gösterisi
17 Nisan 2021
Alıntı: Onur Ünlü Bir Sürü Endişe “Cennete Mi Cehenneme Mi Gitsin”
19 Nisan 2021

Onur Ünlü: Bir Sürü Endişe kitabı Alper Kırklar’ın Onur Ünlü ile yaptığı röportajın kitaplaşmış hali. Bu kitabı okurken iki eski arkadaşın samimi sohbetine eşlik edeceğiz. Bu sohbet içerisinde Alain Badiou’den Farabi’ye, Kurt Vonnegut’tan İbn-i Rüşd’e, şiirden felsefeye, edebiyattan siyasete, tasavvuftan sinemaya, bu dünyadan ötekidünyaya doğru çok uzun bir yolculuğa çıkacağız ve kitap bittiğinde ise bu sohbet burada bitmemeli deyip, Youtube’tan Onur Ünlü videolarına bakacağız. Onur Ünlü’yü merak ediyor musunuz? İşte merakınızı giderecek olan cevaplar bu kitabın içinde. Bundan bir önceki yazımda olan Onur Ünlü Stand-up gösterisi yazımda da belirttiğim gibi Onur Ünlü’nün eylemlerinin neden ve sonuç ilişkilerini incelemek istiyorsanız eğer temel eser ya da Onur Ünlü sözlüğü bu kitaptır. Kendisini tüm çıplaklığıyla saf bir şekilde burada bizlere sunuyor.

Onur Ünlü Bir Sürü Endişe

Farklı Bakış Açısı Kazanmak

Bir Sürü Endişe, kitabını askerdeyken, her gece ranzama yattığımda ışıklar kapanana kadar okurdum. Kitabı okumaya başladığımda şafak 181’imiş. yolun yarısını gitmişim artık diğer yarısı kalmış ve diğer yarısına doğru giderken bu kitap sayesinde etrafıma daha farklı bakmaya başlamıştım. Yine kitap okuma ihtiyacını askerde hissetmiştim ve kitap okumanın vakit geçirmekten başka kompozisyonlayamadığım ama hissiyatımda edindiğim hislerin ve fikirlerin kelimelere dökülüp o fikirleri aklımda kompozisyonlamaya yaradığını biraz da bu kitabı okurken fark etmiştim. Şuan üzerinden 4 yıl geçmiş olmasına rağmen hakkında yazı yazmak için altını çizdiğim satırları okurken tekrardan kitabı okumak gerek diye düşünüyorum çünkü aradan geçen süre zarfında farkına vardım ki fikirlerim gelişmemiş tam aksine yozlaşmış. Tekrardan bu fikirleri bir araya toplayıp yozlaşmış fikirlerle harmanlamak gerektiği zaruriyeti hasıl olmuştur. Bu fikirler arasında, farkındalığımı arttıran ilk fikir Onur Ünlü‘nünde çok merak ettiği eylem ilk hareket. Olayların bitişi yada gelişmesi değil, ilk hareketi neydi? Bu düşünce olayları kavramak için aslında ilk başvurmamız gereken nokta değil mi? Oysaki biz hep ilk hareket yerine sonuca odaklanırız. Oysaki Allah bile bize karşı niyeti üstün tutarken bir hatice ile değil netice ile uğraşıyoruz. Bundan sonra bir farkındalık yaratan konu ise toplumla iletişimi sıkıntılı olan insanlar için söylediği söz; toplumla ilişki kuramayan birey, suç üzerinden ilişki kurmaya çalışır.Suç, bu taraftan suç, o taraftan günah demektir.

Onur Ünlü’nün ilk romanını biliyor musunuz? Onur Ünlü – Kız Çocuğu hakkındaki yazımıda okuyabilirsiniz..

Şimdi bu iki fikri sindirip hayatımızın matematiğine şu bakış açısı ile bakabilir miyiz; Kur’an’ın dünyayı tek bir sistem etrafında düzenlemekle ilgili bir iddiası yoktur. Kur’an sürekli tavsiyelerde bulunur ve sürekli şunu söyler: “Böylesi sizin için daha iyidir.” Siz bilirsiniz, der. Şöyle yapacaksın, böyle yapacaksın, demez. Ben bunu öneriyorum, ne halt edersen et, der. Ben şimdi söylüyorum, öbür tarafta demedi deme, der. Prensip olarak Kur’an’ın söylediği budur. Yoksa dünya düzeni yani “nizam-ı âlem”, İslam devleti, devlet biçimi falan, bunlara asla doğrudan atıf yoktur Sadece bir takım teknik önerilerde bulunur. Mesela şûra önerir. Mesela çeşitli sosyal olaylarla ilgili “töreye göre” der. Töreden kastı da şu: O sırada dünyanın o noktasında nasıl çöz müşseniz, ne noktaya gelmişseniz, kitabın genel mantığına ters düşmüyorsa, o işi halletmeye onunla devam edin.

Onur Ünlü Bir Sürü Endişe

Peki bizim amacımız ne? Siyasetten, sosyal hayatımıza kadar ki Türk milleti olarak politik bir milletiz sosyal hayatımızıda bir noktada siyaset oluştururken insanları suçlu/suçsuz bulup onlara hak vermek yada hak vermemek ile uğraşıyoruz. Fakat hiç bir zaman gerçekleşen eylemlerin çıkış noktasını incelemiyoruz yada bu eylemlere çift taraflı bakmıyoruz. Yani bizim açımızdan suç ancak ya onun açısından? Eğer onun açısından suç değilse buradaki asıl suçlu o değil biz oluruz. Bu bizi bir Müslüman olark Allah’ın istediği kul olamadığımızı gösterir. Çünkü Allah Kur’an’da da bahsettiği gibi iyiyi ve cömertliği önerir. Fakat biz Kur’an’ı günahlarımıza ortak ederek onun adına kişileri hem suçlu bulup hemde onlara Kur’an adına cezalandırıyoruz…

Onur Ünlü Bir Sürü Endişe

Büyük Buluşma ve Beşinci Boyut’un Senaristi

En çok şaşırdığım ve öğrendikten sonrada daha mantıklı gelen bir olay ise malumunuz çocukluğumun travmalarından biri olan Büyük Buluşma ve Beşinci Boyut dizileriydi. Her bölümde dini bir kıssa izliyorduk ve imkansızların nasıl imkanlar dahilinde olduğuna şaşırıyorduk. Diğerinde ise günahkarların temsili nasıl hesap verdiğini izleyip onu yargılıyorduk. Bu biz ilkokuldayken arkadaşlarımızla inanılmaz bir konuydu, her gün şaşırarak birbirimize anlatırdık ama ortaokul ve lise hayatımızda ise bu trajik travmanın aslında nasıl bir trajikomik olduğunun farkında vardık ve eğlendik. Bugünler de paralı bir yatırımcı olarak baştan çekilmeye başlansa bence İngiliz Kara Mizahı tadında harika bir sitcom ortaya çıkabilir. Birde bu açıdan izlemek gerekir diye düşünüyorum. Birde dediğim gibi Büyük Buluşmada biz evlerimizde günahkarları yorumlayıp, finalde kitabı sağdan mı soldan mı alacağını tahmin eder yorumlar yapardık bunu Onur Ünlü farklı bir boyutta düşünmüş ve bunu şöyle söylüyor; Fakat, sanki cennet onlarınmış gibi, sadece kendileri insanlar cennete gitsin istiyorlar. (Gülüyor) Bizim herkesi cennete almamıza hiçbir zaman izin vermediler. Hatta onlara bir yarışma önermiştim, gülüp geçmişlerdi. Yarışmada şöyle bir şey oluyordu: Sen çıkıp yediğin haltları anlatıyordun. Sonra seyirci tuşlayarak cennete mi cehenneme mi gideceğine karar veriyordu. (Gülüşüyoruz) Onlar da güldüler ama “Ha ha” deyip geçtiler. Bence güzel olurdu. Yani kamu vicdanına havale ediyorsun. Zaten Kur’an’ın söylediği de budur: “O gün sana hesap sorucu olarak kendi özbenliğin yeter” der. Kur’an’ın tasavvuru bu şekildedir. Orada kimse sana soru sormayacak. Sen kendi kendinle karşı karşıya geleceksin ve kendine hesap vereceksin aslında. Öbür taraf dediğimiz, vicdan. O vicdan da büyük vicdanın bir parçası. Dolayısıyla bu program olabilirdi.Fıkıh açısından bence sorun yok, caiz yani. (Güllüyor)

Alper Kırklar Onur Ünlü: Bir Sürü Endişe bülteni

Onur Ünlü’nün şiir, sinema ve televizyon prodüksiyonları vasıtasıyla dahilolduğumuz dünyasına bu kez uzun ve derin bir sohbetle konuk oluyoruz.Son sürat üretmeye devam eden, normal olanın sınırlarını zorlayan, ortalama ilederdi olan, anaakımla işi olmayan, çok okuyan, çok seyreden, çok dinleyen,türüne az rastlanır bir zihnin kıvılcımlı, sihirli, deli, bir o kadar endişeli arka odasıburası.

Alain Badiou’den Farabi’ye, Kurt Vonnegut’tan İbn-i Rüşd’e, şiirdenfelsefeye, edebiyattan siyasete, tasavvuftan sinemaya, bu dünyadan ötekidünyaya uzanıyor; insan olmanın türlü hali masaya yatırılıyor.Yönetmen, şair, senarist ve insan olarak Onur Ünlü verdiği sahici cevaplarlaokuru zihin açıcı bir yolculuğa çıkarıyor.

Onur Ünlü’ye meraklıysanız, hayatimisatiyorum.com adresine de bir bakmanızı tavsiye ederim.
Serkan Dinç
Serkan Dinç
Masalarının arası geniş, insanların kendilerini güvende hissedeceği, enfes pastaları ve sohbetleri, tür tür kahve çekirdeklerinden kahveleri, keyfe göre nargileleri olan bir kafe açma hayalim var. Ama kafe açamayınca blog açtım!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: