Doğanın Döngüsünün Animasyonu “Story of Flowers”
Clementoni kod:96699 1000 Parçalık Puzzle Başlangıç
14 Ocak 2021

Doğanın yaşam döngüsünün hikayesini hepimiz biliyoruz. Hatta çoğumuz zaman zaman bu döngünün içinde de olduk. Kimi zaman yediğimiz bir meyvenin çekirdeğini ağaç olsun diye toprağa gömdük, kimi zaman ise aldığımız tohumlardan bahçemizde yada balkonumuzda sebzeler yetiştirdik. Yani tohumdan bitkinin oluşmasına, çiçek açmasına ve tekrar tohum vermesine kadar yaşanan bir döngüye şahit olduk. Şimdi bu döngüyü Katie Scott tarafından çizilen illuatrasyonların, James Paulley tarafından canlandırıldığı ve Azuma Makoto tarafından yönetilen bu eğitim amaçlı animasyonda izleyeceğiz.

Story of Flowers Animasyon

Çiçeklerin Hikayesi

Bu animasyonun Youtube açıklamasında kısmında; “Bu dünyada birçok çiçek güzel ve güçlü bir şekilde büyüyor. Yeryüzünde köklerini salarak filizleniyor, çiçek açıyor, kuşlar ve böcekler aracılığıyla tozlaşıyor. Yağmura, rüzgara ve fırtınalara rağmen hayatta kalıyor. Hayat bulma, çürüme ve yeniden doğuş döngüsünü yaşıyorlar. Her şey sonsuz bir döngü içinde.” açıklaması yer alırken izleyenlerde teknik bilgilerden yada böceklerin tohumları taşıması, kuşların polenlerı taşımasın gibi eylemlerden ziyade doğanın bilincine yüklenmiş olan birbirine yardım ve aidiyet duygusunun sanatsal yansımasını izleyeceğiz. Bu alemi yaratmış olan yaradanın muazzam olarak canlılara vermiş olduğu bu görev sayesinde nasıl da kusursuz işleyen bir planın içinde yer aldığımızı görüyoruz.

Paulo Coelho’nun Simyacı kitabı benim dünya görüşüm içerisinde kaderin ne kadar önemli ve kusursuz bir plan olduğunu gösteren, kadere imam etmem konusunda beni motive eden bir kitaptır. Dünya kusursuz bir plan üzerine kurulmuştur. Bu kitapta şöyle bir alıntı geçer; “Dünya gerçeklerine oldukları gibi değil de olmasını istediğim gibi bakıyorum.” Beni çok etkileyen bu cümle aslında bizim doğanın uyumuna değilde, bizim uyumumuza doğayı optimize ettiğimizi hatırlatıyor. Bu sayede doğa, kendisinden alınanı bir nevi tekrardan geri almak için bize saldırıyor. Mesela dere yataklarına kurulan binaların sel baskınlara maruz kalması, taş ve kum ocaklarının koskoca dağları yerle bir ettikten sonra o coğrafyada yağmurların ve rüzgarların yönünün değişerek coğrafyanın olumsuz etkilenmesi gibi… Neyse kusuruma bakmayın bu bambaşka bir konu, Simyacı kitabı hakkında okuduklarım kategorisi için yazı yazdığım zaman bu konulara değinirim.

Serkan Dinç
Serkan Dinç
Masalarının arası geniş, insanların kendilerini güvende hissedeceği, enfes pastaları ve sohbetleri, tür tür kahve çekirdeklerinden kahveleri, keyfe göre nargileleri olan bir kafe açma hayalim var. Ama kafe açamayınca blog açtım!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: