İzledim: The King’s Man: Başlangıç | Serkan Dinç
Hamsterolog: Hamsterlar Neden Kafesin Tellerini Kemirir?
5 Ocak 2022
İzledim: Arı Kovanına Çomak Sokan Kız
22 Ocak 2022

The King’s Man: Başlangıç filmini izledim. Yav İngiliz’lerin mizah ve casusluk anlayışları çok hoşuma gidiyor. Özellikle kara mizah türünde işledikleri konulardan çok keyif alıyorum. King’s Man’in ilk filmini izlediğimde absürt komedi olarak gelmişti ama bu filmde King’s Man daha casusluk alanına kaymış kara mizah olarak gözüme gözüktü. Tabii bunda tamamiyle benim bakış açım ön planda. Fakat yakın tarihimizdeki olayları farklı bir boyutta absürtleştirerek eleştirel bir düzeyde bize sunması İngiliz mutfağının lezizliğini ortaya koyuyor.

The King’s Man: Başlangıç Filminin Konusu

The King’s Man: Başlangıç, dünyayı tehdit eden bir kötücül gücü etkisiz hale getirmeye çalışan bir adamın hikâyesini konu ediyor. Tüm zamanların en kötü suçluları ve tiranları ortak bir amaç doğrultusunda bir araya gelir. Milyonları yok etmeyi amaçlayan tiranlar ve suçlular, büyük bir savaş hazırlığına başlar. İnsanlığı, karşı karşıya olduğu büyük tehlikeden kurtarmak için harekete geçen bir adam, zamana karşı yarışmak zorundadır.

The King’s Man Organizasyonu Nasıl Başladı?

The King’s Man: Başlangıç’ta henüz King’s Man’in casusluk organizasyonu olarak nasıl kurulduğunun hikâyesini öğreniyoruz. Organizasyona kimlerin hizmet ettiğini, kimlerin ajan olduğunu, bilgiye nasıl ulaşıldığını ve bilgiyi nasıl değerlendirdiklerini görüyoruz. Ama fragmanlarla ve bültenlerle oluşturulmak istenen algıdan uzak kaldığını söylemek gerek. Dünyanın dengesini korumak filmin kampanyasının konusuydu ama filmde dünyanın değil, İngiltere’nin çıkarlarının gözetildiğini görüyoruz. Burada da benim İngiliz Kara Mizahı dediğim olay vuku buluyor çünkü bir noktada film bunu yaparak aslında İngiliz’leri eleştiriyor. Film içinde geçen ufak tefek ingiliz göndermelerini yakalayabilirseniz filmin bütününde ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum.

Rasputin Sevgim

Bu filmin ilk haberini duyduğumda Rasputin karakteri beni çok heyecanlandırmıştı. Özellikle Rasputin’i canlandıran Rhys Ifans’ın, Rasputin halini görünce merakım katlanmıştı. King’s Man’in nasıl başladığı ile ilgili meraktan değil, Rasputin’i merak ettiğim için filmin vizyona girmesini beklemiştim. Fakat filmde Rasputin’in beklediğim etkisini göremeyince biraz hayallerim yıkılmadı değil. Konu 1. Dünya Savaşıyla paralel olgunlaştığı için çok fazla değinilecek detay olduğundan Rasputin karakteri de yüzeysel kalmış. Ama Rasputin’in olduğu her sahne benim için filmin kalitesini arttırdı. Özellikle Rasputin’in dans ederek kavga ettiği sahne hem çok eleştirel hem de görsellik olarak keyif vericiydi. Rasputin’in kılıçla düelloya giriştiğindeki çekim tekniği de çok güzel bir fikir gibi geldi ama biraz daha etkili olması gerekirdi.

Genel olarak film orta seviye bir filmdi absürt komedi ve casusluk seven kişilerin seveceğini düşünüyorum ama aksiyon ve detaylı dövüş sahneleri bekleyen seyircileri üzecek bir yapım olduğunu da belirtmem gerek. Sinemada izlemeye değer mi? Pek emin değilim. Ama zaten film daha vizyona girmeden internete düşmüştü.

İzledim: The King’s Man: Başlangıç Fotoğraf Galerisi

Serkan Dinç
Serkan Dinç
Masalarının arası geniş, insanların kendilerini güvende hissedeceği, enfes pastaları ve sohbetleri, tür tür kahve çekirdeklerinden kahveleri, keyfe göre nargileleri olan bir kafe açma hayalim var. Ama kafe açamayınca blog açtım!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: